Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Toplumsal yapı, toplumu oluşturan ögelerin belirli bir düzen içinde birbirleriyle ilişki kurarak meydana getirdiği dinamik bütündür. → Toplumsal yapı hem fiziki ve coğrafi unsurları hem de kültürel değer ve kurumları kapsar.
Bireyin sahip olduğu çok sayıdaki statü arasından toplum içinde en belirgin olan ve diğer tüm statülerini gölgede bırakan ana konumuna anahtar statü denir. → Bireyin toplumdaki genel kimliğini ve algılanışını esas olarak anahtar statüsü belirler.
Bireyin birden fazla statüye sahip olması nedeniyle bu statülerin getirdiği beklenti ve sorumlulukların birbiriyle çelişmesi durumuna rol çatışması denir. → Bir hâkimin kendi yakınını yargılamak zorunda kalması rol çatışmasının klasik bir örneğidir.
Bir statünün gerektirdiği rolün, bireyin sahip olduğu başka bir statünün getirdiği rolü yerine getirmesini kolaylaştırması durumuna rol pekişmesi denir. → Bir matematik öğretmeninin kendi çocuğuna ders çalıştırması rollerin birbirini desteklemesine örnektir.
Birincil gruplar aile ve arkadaş gibi yüz yüze, samimi ve duygusal ilişkilerin hâkim olduğu topluluklar iken ikincil gruplar şirket ve sendika gibi resmî ve çıkar odaklı yapılardır. → Grubun büyüklüğü ve ilişkilerin niteliği birincil ya da ikincil olmayı belirler.
Aynı mekânda fiziksel olarak bir arada bulunmalarına rağmen aralarında örgütlenme ve sürekli bir etkileşim bulunmayan insan topluluklarına toplumsal yığın denir. → Otobüs durağında bekleyenler veya bir kazayı seyredenler toplumsal grup değil yığındır.
Fiziksel olarak bir arada bulunmayan ve aralarında doğrudan bir etkileşim olmayan ancak ortak toplumsal özelliklere sahip insan birleşimlerine toplumsal kategori denir. → Emekliler, üniversite öğrencileri veya seçmenler toplumsal kategoriye örnektir.
Toplumsal anomi, hızlı değişmeler sonucunda mevcut değer ve normların etkisini yitirmesiyle ortaya çıkan kural tanımazlık ve belirsizlik durumudur. → Emile Durkheim tarafından kavramsallaştırılan bu durum toplumsal düzenin zayıflamasına yol açar.
Toplumsal değerler neyin doğru ve arzu edilir olduğunu belirleyen genel ilkeler iken toplumsal normlar bu ilkeleri somutlaştıran ve yaptırımı olan kurallardır. → Normlar değerlerden beslenir ancak normların ayırıcı özelliği somut yaptırımlara sahip olmalarıdır.
İkincil gruplar, bireyler arasında resmi, yazılı kurallara dayalı, geçici ve çıkar odaklı ilişkilerin yürütüldüğü toplumsal yapılardır. → Sendikalar, şirketler ve siyasi partiler ikincil gruplara örnek oluşturur.
Bireyin sahip olduğu bir statünün gerektirdiği rolün, başka bir statünün rolünü yerine getirmesini kolaylaştırması durumuna rol pekişmesi denir. → Bir çocuk doktorunun kendi çocuğuna bakarken zorlanmaması rol pekişmesine örnektir.
İç grup bireyin kendisini ait hissettiği ve biz duygusuyla bağlandığı toplulukken, dış grup bireyin kendisi dışında gördüğü ve onlar şeklinde tanımladığı gruptur. → İç grupta dayanışma yüksekken dış gruba karşı önyargı ve rekabet görülebilir.
Cemaat duygusal bağların ve geleneklerin egemen olduğu doğal yapıyken, cemiyet çıkar ilişkilerine ve rasyonel sözleşmelere dayanan karmaşık yapıdır. → Köy hayatı cemaat tipine, modern şehir hayatı ise cemiyet tipine örnektir.
Toplumsal kontrol, bireylerin toplumsal norm ve değerlere uygun davranmasını sağlamak için uygulanan yaptırımların bütünüdür. → Ayıplama ve dışlama resmi olmayan, yasalar ve cezalar ise resmi toplumsal kontrol araçlarıdır.
Toplumsal sapma, birey veya grupların toplumda kabul görmüş norm ve beklentilerin dışına çıkan davranışlar sergilemesidir. → Sapma sadece suç gibi olumsuz davranışları değil, mevcut normların ilerisine geçen yenilikçi ve olumlu davranışları da kapsar.
Toplumsal etkileşim; iş birliği, rekabet, çatışma, uyum ve uyarlama gibi bireyler veya gruplar arasındaki karşılıklı davranış biçimlerini kapsar. → Aynı amaca birlikte ulaşmaya çalışmak iş birliği iken, rakibi eleyerek hedefe ulaşma çabası rekabettir.
Toplumsal kurum, toplumun temel maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak üzere nispeten sürekli ve örgütlü hale gelmiş ilişki ve kural örüntüleridir. → Aile, eğitim, din, ekonomi ve siyaset temel toplumsal kurumlardır.
Edinilmiş statü bireyin doğuştan veya kendi iradesi dışında sahip olduğu konumken, kazanılmış statü bireyin kendi çabası ve başarısı sonucu elde ettiği konumdur. → Cinsiyet edinilmiş statüye, öğretmenlik ise kazanılmış statüye örnektir.
Toplumsal prestij bir statünün kendisine toplum tarafından verilen değeri ifade ederken, toplumsal saygınlık bireyin o statünün hakkını ne kadar iyi verdiğine bağlı olarak kişiye gösterilen hürmettir.
Siyasal iktidarı doğrudan ele geçirme amacı gütmeyen, ancak kendi üyelerinin çıkarlarını korumak için karar alıcı mekanizmaları etkilemeye çalışan örgütlü topluluklara baskı grubu denir.
Bireyler veya gruplar arasındaki ilişkilerin karşılıklı fayda, ödül veya hizmet beklentisine dayalı olarak gerçekleştiği toplumsal etkileşim biçimine mübadele denir.
Bir toplumsal grup veya kategori hakkında yeterli bilgiye dayanmadan oluşturulan, genelleştirilmiş ve değişime dirençli zihinsel kabullere kalıp yargı denir.
Kanun ve tüzükler gibi yaptırımı devlet tarafından uygulanan kurallar resmi normlarken; örf, adet ve gelenekler gibi yaptırımı kınama veya dışlama olan kurallar resmi olmayan normlardır.
Bireylerin çaba ve yetenekleriyle tabakalar arasında geçiş yapabildiği yapılar açık tabakalaşma iken, statülerin doğuştan sabitlendiği ve dikey hareketliliğin yasak olduğu yapılar kapalı tabakalaşma sistemidir. → Kast sistemi kapalı tabakalaşmanın en belirgin örneğidir.
Bireyin sahip olduğu statü gereği toplumdan talep edebileceği yetki ve ayrıcalıklara hak, aynı statü sebebiyle topluma karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu sorumluluklara ise ödev denir.
Toplumsal yapıyı oluşturan aile, ekonomi, eğitim ve din gibi temel kurumlar birbiriyle sürekli etkileşim halindedir; kurumların birinde meydana gelen değişim diğer kurumları da etkiler.
Çatışma halindeki tarafların aralarındaki anlaşmazlıkları gidermek amacıyla karşılıklı tavizler vererek uzlaşması ve bir arada yaşamayı sürdürmesine uyarlama denir.